Diyabet ya da insülin direnci olan herkes hızlı bir yaşlanma sürecinin işaretlerini bekleyebilir. Aşırı insülin genetik malzemeniz, DNA’nın daha hızlı yıpranmasına yol açar ve bu da yaşlanma sürecini hızlandırır. Yapılan Araştırmalarda şeker hastalarının obeziteye yakalanma riskinin çok yüksek oludğu görülmüştür. Lida Yosun Kapsüllerinin şeker hastaları üzerindeki etkisi ise tartışılmazdır. Sizi obeziteden korurken şeker seviyesinizide belirli seviyede tutmanıza yarar. İncelemeler aynı zamanda insülinin kanser hücrelerinin büyümesini teşvik ettiğini gösteriyor. Tıpkı diyabetiklerin bildiği gibi, hiper insülin kalp hastalığının en güvenilir işaretidir, çünkü insülin “kötü” LDL ve “çok kötü” VLDL kolesterol seviyelerini yükseltir. (daha fazla…)
‘Diyet Önerileri’ kategorisi için Arşiv
Şeker Sizi Yaşlandırır
Cumartesi, 21 Kasım 2009Okinawan Diyeti
Cumartesi, 14 Kasım 2009Yaşlı ve çok yaşlı Okinawanlar doksanlarında ve hatta yüz yaşlarında bile emekli olmaz fakat meşgul olmayı sürdürürler; bahçe ile uğraşır, sosyalleşir, tarlalarda çalışır ya da el işçiliğiyle uğraşırlar. Yaşlı ve çok yaşlı insanlar saygı görür ve insanlar bu yaşlara ulaştığında kırmızı kıyafetlerle başarılarını kutlamak için sokaklarda dolaşırlar.
Yaşamın ileri yaşlarında da bir amaca sahip olmanın, jerontologlar tarafından kişinin gücünü koruduğuna ve uzun ömrü teşvik ettiğine inanılır. Emeklilikten sonra aktif kalmanın yaşlanma hızını büyük ölçüde etkilediği görülür.
Yüksek stres seviyelerinin yaşlanma sürecini hızlandırdığı ve hastalığa yol açtığı düşünülür, dolayısıyla Okinawanların son derece düşük stres seviyelerine sahip olmaları şaşırtıcı değildir. İnsanlar gevşemiş bir hızda yaşar, yerel olarak bu “Okinawan zamanı” olarak bilinir. Siz Okinawa’da aceleci ya da endişeli yüzler görmezsiniz; bunun yerine insanlar sokaklarda yürürken ya da tarlalarda çalışırken şarkı söyler.
Bunun sebebi Okinawa’da dışsal strese yol açan unsurların mevcut olmaması değildir. Adalılar II. Dünya Savaşı’nda büyük sefalet ve kayıplar yaşamışlardır, ayrıca ölüm ve boşanmalar da olmuştur. Fakat Centenarian Study araştırmacıları Okinawanlar’ın büyük özgüvene sahip olduğunu ve bundan asla “vazgeçmediklerini” ortaya çıkardı, bu da onların yaşamın krizleriyle iyi baş etmelerine izin vermektedir. Okinawanlar düzenli olarak meditasyon yapar, incelemeler bunun yaşlanma sürecini oldukça yavaşlattığını gösteriyor. Onlar ayrıca kuvvetli ruhani inançlara sahiptir, sorunlarını Tanrılar ve atalarıyla paylaşırlar. Okinawan kadınlarının özellikle güçlü spritüel inançları sonucunda büyük bir iyilik duygusuna sahip oldukları görülür.
Okinawanlar bir deyişe sahiptir, yuimaaru, karşılıklı yardımlaşma ve değiş tokuş anlamına gelir. Yaşlılar çoğunlukla yalnız yaşayıp sağlıklı bir bağımsızlık duygusunu sürdürseler de, dost ve ailelerinden bol şefkat ve özen de görürler ve komşular gerektiği takdirde birbirlerinin kapılarına yiyecek bırakır. Yuimaaru aynı zamanda doğa ile uyum içinde yaşamak ve insanlar ve çevre ile simbiosis fikrini de içerir.
Centenarian Study araştırmacılarına göre, yuimaaru kısmen bağışıklık sistemini güçlendirerek yaşam süresini uzatır ve hastalıktan korur. Ichariba chode herkesle sanki kendi akrabanızmış gibi etkileşim içinde olmak anlamına gelen bir ifadedir, böylece herkes sevildiğini ve istendiğini hisseder. İnsanlar sık sık sosyalleşir, birbirlerine kahvaltıya gider ya da akşamları müzik çalarlar.
Rafine Tahıllar Mı, Tam Tahıllar Mı?
Salı, 10 Kasım 2009Rafine sözcüğü “istenmeyen unsurlardan arınmış” olarak tanımlanır. Bu kesinlikle tahıllar için de geçerli. Ne yazık ki rafine ederken atılan “istenmeyen unsurlar” arasında lifler, vitaminler, mineraller ve çeşitli başka mikro besin maddeleri ve fıtokimyasallar da bulunmaktadır.
Örnek olarak buğdaya bakalım. Buğday, Amerika’nın her yerinde ve parklarda yetişen bir otun akrabasıdır. Ortası boş sapı, çok sayıda buğday tohumunu sıkıca tutan bir tohum başına destek vermektedir. Atalarımız genellikle bu tahılları bitkiden geldiği gibi kullandı ve pek çok kişi hâlâ bu “buğday tanelerini” yemeklerinde ya da kahvaltılarında kullanıyor. Ancak günümüzde buğdayın çoğu işlemden geçiriliyor ve rafine ediliyor. Değirmenden geçirme işleminde buğday taneleri önce kırılıyor ardından bir dizi silindirden geçirilerek öğütülüyor. Bu şekilde, nişastalı, karbonhidrat yönünden zengin olan endosperm adı verilen merkez kısmı hem koyu renkli lifli kepekten hem de buğday rüşeymi adı verilen buğdayın embriyosundan ayrılır.
Öğütmenin her aşamasında bir şeyler yitirilir. Buğday rüşeymini ayırmak vitaminleri ve doymamış yağları uzaklaştırır. Kepekli dış yüzeyi ayıklamak lifleri, magnezyumu ve kepekteki vitaminleri atar. Tam buğday taneleri beyaz una dönüştüğünde, elde edilen ürün hem kelime anlamıyla hem de besinsel açıdan orijinalinin ancak soluk bir gölgesidir.
Eğer tam tahıllar bu kadar sağlıklıysa neden bunları yemeyi bıraktık ve rafine edilmiş tahıllara geçtik? Bu kısmen algıyla ilgili. Buğdayı rafine etmek mümkün hale geldiğinde, bu tam tahıl ununa göre daha katışıksız olduğu savıyla pazarlandı. Başlangıçta, beyaz un (francala) yüksek sınıfa mensup olanlar için bir modaydı. Beyaz unla yapılan ekmek ve hamur işleri tam tahıllı olandan yapılanlara göre daha hafif ve puf puftu. Zamanla beyaz un üst sınıfa geçmenin sembolü oldu. Tam buğday unundan beyaz una geçişte depolama da etkili oldu.
Yağsız ya da Düşük-Yağlı Süt Ürünlerini Seçin
Perşembe, 05 Kasım 2009Süt ve bütün süt ürünleri, (peynir ve dondurma) lezzetli ve kalsiyum açısından zengindir. Fakat bunlar aynı zamanda doymuş yağ ve kolesterol yüklüdür, bu da kalp hastalığı riskini artırır. Dolayısıyla, süt ürünlerinde alışkanlıklarınızı değiştirmeye çalışın.
Yağsız ya da yüzde 1 yağlı süte geçmek çoğu kişinin yapabileceği en önemli değişikliklerden biridir. Bir yaşam boyu, ortalama günde bir bardak süt içen kişi, tam süt yerine yağsız süt içerek ( %3,5 süt yağı) 180 kg daha az yağ tüketir. Bu 1,6 milyon kaloridir! Yağsız sütün tadına alışmakta zorlandığınız takdirde, buna yüzde 2 sütün daha zengin tadını veren bir işlemin kullanılması sayesinde üretilen yağsız süt satın alabilirsiniz.
Süt ürünleri endüstrisi şimdi, sütten krem peynire ve dondurulmuş yoğurda kadar her şeyin düşük yağlı ya da yağsız versiyonlarını üretiyor. Bu ürünler, eski tarz, yüksek yağlı süt ürünlerinin içerdiği kalsiyum ve diğer besin maddelerinin hepsine (ya da fazlasına) sahiptir.
Eğer dondurmayı seviyorsanız, sorbet, yağsız dondurulmuş yoğurt ve yağsız dondurmayı deneyin. Fakat bunları da aşırı miktarlarda tüketmeyin. Bunlar da yine şeker ve kalori içerirler. Buna karşılık, yağsız peynirler aynı zamanda lezzetten de yoksundur. Fakat süpermarketler çoğunlukla lezzetli olan az yağlı çeşitli peynir seçenekleri sunarlar. Birkaç ay boyunca, çeşitli düşük yağlı peynirleri deneyin ve hangilerini sevdiğinizi belirleyin. Her zaman kullandığınız peynirden vazgeçemiyorsanız, en azından daha küçük porsiyonlarda tüketin. Peynirli sandviçinizi iki dilim yerine bir dilimle hazırlayın.
Restoranlarda, sandviç ve salatalardaki peynirlerin bir kısmını ya da hepsini ayırın. Domates sosu ve birçok sebzeyle hazırlanan pizzanızda peynirin yarım ya da hiç olmasını isteyin. Ya da Lida Yosun Kapsüllerini kullanarak sert rejimler ve aç kalmaya bir son verin.